AK Parti’ye yakınlığıyla bilinen ankette Erdoğan haklı çıktı. AK Parti’ye yakınlığıyla tanınan Metropoll Araştırma Merkezi’nin Ocak ayı itibariyle 31 ilde bin 614 kişi üzerinde yaptığı anket çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı. Ankete göre, ‘kararsızlar/sandığa gitmeyecek/cevap yok’ oyları dağıtılınca AK Parti yüzde 38.7 ile birinci parti oldu

CHP yüzde 19.4’ye düşerken, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün kuracağı partinin oyu son iki ayda yüzde 0.9’dan yüzde 6.9’a yükseldi. MHP’ye ise 17.3 oranında oy çıktı.

CHP 3 PUAN KAYBETTİ

PKK’lıların Habur’dan giriş yapması, muhalefetin oylarını tırmandırırken, açılımda alınan mesafe ile son iki ayda CHP ve MHP’nin oyları düşüşe geçti. Kasım 2009’da CHP’nin oyu yüzde 23.1 iken, Ocak 2010’da yüzde 19.4, MHP’nin oyu ise yüzde 18.4’ten yüzde 17.3’e düştü. Son iki ayda AK Parti’nin oylarında belirgin bir değişim olmadı.

Dersim ve Sarıgül CHP’yi vurdu

Metropol Araştırma Şirketi Başkanı Özer Sencar, anket sonuçlarını değerlendirirken vatandaşın demokratik açılıma tepkili olduğunu dile getirdi. Demokratik açılım yeterince ve doğru şekilde halka anlatılamadığını söyleyen Sencar, şunları kaydetti: “Halka tanıtılamadı ve anlatılamadı. AK Parti Habur ile ilgili olarak 7 puan oy kaybetti. Öymen’in Dersim konuşması CHP’nin oyunu 7 puan düşürdü. Sarıgül’ün TDH’si CHP’de Dersim’e öfkeli kişilerin gidebileceği yeni bir parti oldu.”

AK PARTİ YÜZDE 20

CHP lideri Deniz Baykal AK Parti’nin oyunun yüzde 20 olduğunu iddia etmişti. Baykal, “AKP’nin yüzde 20’lere düşeceği tahmini değerlendirmesini ben değil herkes yapıyor. En iyimserler bile yüzde 30-32 olarak görüyor. Kendilerinin yaptığı araştırmalar bile bunu gösteriyor” demişti.

29 Mart yerel seçimlerinde il genel meclisi için oy kullanan seçmen sayısı ile milletvekili seçimlerinde oy kullanan seçmen sayısı aynı. Bu nedenle GENAR ve Metropol anke tlerinin sonuçları, 29 Mart seçimleri sonuçlarıyla mukayese edildi.

SEÇİM 7 MART 2010’DA OLUR

MHP lideri Devlet Bahçeli seçimlerin 2010 sonbaharında yapılması gerektiğini söyleyerek, “Siyasal sürecin zorladığı 2010 yılı sonbaharında yapılması muhtemel olan seçim…” demişti. Genel Başkan Yardımcısı Deniz Bölükbaş da seçim tarihini 7 Mart 2010 olarak ilan etmişti.

AK?Parti en yakın rakibi CHP’ye 14 puan fark attı GENAR’ın “Türkiye Toplum ve Siyaset 2009 4. Çeyrek Araştırması”na göre bugün yapılacak bir seçimde sandıktan birinci parti olarak yüzde 36.5 oy oranıyla AK Parti çıkıyor. AK Parti’yi yüzde 22.9 oranıyla CHP takip ederken yüzde 10’luk seçim barajını geçen üçüncü parti ise yüzde 18.8 ile MHP. 17 ilde 2 bin 95 kişiyle yapılan anket sonuçlarına göre, Türkiye’de en beğenilen siyasetçiler sıralamasında Başbakan Erdoğan yüzde 28.5 ile birinci, Devlet Bahçeli yüzde 9.5 ile ikinci, Deniz Baykal yüzde 8.3 ile üçüncü, TDH Başkanı Mustafa Sarıgül yüzde 7.4 ile 4. sırada yer aldı.

AK Parti bir çok cephede ayrı ayrı mücadele veriyor GENAR Başkanı İhsan Aktaş partiler arasında fazla oy değişimi olmadığını, MHP’nin oy oranını yüzde 2 arttırdığını söyledi. Aktaş, “AK Parti birçok cephede mücadele ediyor. Kürt açılımı çok ağır bir konu, biraz hassasiyet durumunu göz önünde bulundurmak gerek” dedi.

haber3

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

9 Responses to “2010 Yılı Seçim Anketleri”

  1. Akp ye yakınlığıyla biline bu şirket akp nin oylarını fazlasıyla şişirmiş Türk milleti akp den kurtulmanın yolunu aramakta… bir de denizfeneri anketi yapsa şu şirket bakalım ne çıkacak…..

  2. bu ankette saadet partisinden neden bahsetmiyorsunuz şu an oy oranları hatırı sayılır ölçüde artişta

  3. türkiye ve milleti için çalışacak tek bir lider vardır oda btp başkanı sayın prf dr haydar baş hoca ve milli ekonomi modelidir bu model gerek ülkemiz için gerekse tüm insanlığa ışık tutacak alternatifsiz bir projedir bunu inceleyen dünyanın bütün ekonomi profesörleri bu proje önünde saygı ile eğilmişlerdir bu proje insanlık için bir kurtuluştur bu projenin içinde tarım,hayvancılık,sağlık,eğitim,sanayii,vatandaşlık maaşı tc vatandaşı her erkek için 500tl her ev kadını için 1000tl her çocuk için 250 tl vatandaşlık maaşı verilecektir.şehit yakınları ana baba eşler içinse 3000tl maaş bağlanacaktır.asgari ücret 3000tl olacak, çiftçimize mazot gübre ve ekipman desteği ve ilk 18 ay sonra elektrik su doğalgazdan vergi kalkacak senyoraj hakkının tam kullanılması yani ülkemizin iş gücünün karşılığı olan paranın tam şekli ile basılması ve topluma yayılması,yer altı madenlerimizin yabancıların elinden alınıp devlet vatandaş iş birliği ile çalıştırılması,gayri safi milli hasıladan ülkemin insanının üzerine düşen payı tam alması,sayın baş cuma ve cumaertesi akşamları saat 9 da meltem tv den yayınlanan eko analiz proğramında ülkem ve milletim adına geliştirmiş olduğu bu tez ve projelerini açık ve detaylı bir şekilde anlatmaktadır ülkeme ve milletime hayırlı olması dileğimle

  4. akp bitik esnafa sahip cıkmadı memura polise coplatı cifçiye sahip cıkmadı alan anı git dedi bide dayak bunun sonucuna sadıkta hesp verecek beim 1050 ad cevrem var akp bide oy yok akp yi il ilçe başkanları cok oy kayıp etdireçek göreçekiz akp.oyu %22.26 olacak chp bi r zihniyet var böyle oldu zaman daha cok bekler chp oyu.%15.18 olacak mhp sehitler özeri siyaset yamaya calışıyor bunun sonucu yok oy oranı %12,14 alacak sarıgül yeni lider yepsr dersek oy oranı%32,38 olacak süpriz olcdak bekle gör poltikası olaçak

  5. Haydar Baş farkı

    “Herkese iş, herkese aş” diyen herkese ve tabi Haydar Baş Hoca’ya, Başbakan Erdoğan köpürüyor:
    “- Kaynak nerede yahu, kaynak?”
    Recep Bey aslında ırmakta yüzüyor, susuzluktan şikâyet ediyor.
    Keşke Sayın Erdoğan, “Kaynak nerede?” diyeceğine Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Milli Ekonomi Modeli”ne bir göz atsaydı. Yahut geçtiğimiz Pazar günü BTP’nin Dördüncü Olağan Kongresi’nin yapıldığı Büyük Anadolu Oteli’ne bir eleman gönderip Sayın Baş’ın konuşmasını kasete aldırsaydı.
    Haydar Hoca, “Herkese vatandaşlık maaşı bağlayacağım” diyor, nasıl olacağını anlatıyor. “Sizi madenlerinizin ortağı yapacağım, hepiniz patron olacaksınız” diyor, nasıl olacağını anlatıyor. İnanmayan olabilir diye, “Vallahi de, billahi de yapacağım” yemini veriyor. Bir İslâm âlimi olarak böyle bir yemin edebilmek her babayiğidin harcı değil.
    İnanmasa, güvenmese bu yemini edebilir mi? İktidar olduğunda ortaya çıkacak bir yalan için gönül ehli, ilim ehli bir insan hiç ebedî akıbetini ortaya koyar mı?
    Bu yemin bir müminin makam ve para için yapabileceği bir yemin değil.
    Zaten Haydar Hoca’nın davası için harcadığını milletvekili geliriyle kapatabilmesi için birkaç yüzyıl iktidarda kalması gerekir, o da ayrı bir konu.

    Ezberinizi bozun
    Milletimiz çok büyük bir servetin üzerinde oturuyor, Haydar Baş Hoca’nın dışında bu zenginliği hakkıyla fark edene bugüne kadar rastlamadık.
    Türkiye, Kapitalist/Emperyalist sistem tarafından, “İmkânlar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız” aldatmacası ile “anne karnında bir çocuk” olduğuna ikna edilmiş.
    Evet, Türkiye “karındaki çocuk” anne de, “Kapitalizm/Emperyalizm!” Açlığı önlemek, işsizliğe çare bulmak, kalkınma ve refahı temin etmek için verilen bütün akıllar, “Anneyi besle, yani her hafta bir milyar dolar borç faizi öde ki, anne doysun, karnındaki çocuk da yaşasın!” türünden akıllar.
    Haydar Hoca, Rezzak olan Allah’a iman ettiği için, “Kaynaklar sınırsız” diyerek ezberleri bozuyor ve anne karnındaki çocuğa, “Çık oradan, kopar göbek bağını, dışarıda uçsuz bucaksız toprak, deniz, gökyüzü, bitkiler, ırmaklar var!” diye sesleniyor.
    Çocuk alışmış..
    “Hayır, hayat yalnız burada” demeye devam ediyor. Şartlandırılmış, “doğarsam ölürüm” zannediyor. Söyleyin, çocuk mu haklı, Haydar Hoca mı?

    İsrail örneği!
    Türkiye’yi yöneten birinin, “Kaynak yok” demesi kadar acı veren bir şey olamaz.
    Hele gözümüzün önünde İsrail gibi bir örnek varken. 22 bin kilometrekare ile İsrail Konya’nın yarısı kadar bir toprağa 7 milyon nüfusu ile Ankara kadar da bir nüfusa sahip.
    Üstelik sürekli savaş halinde.
    Topraklarında ne maden, ne petrol var! İçecek suyu bile yok İsrail’in! Ama İsrailli işadamları İngiltereli, Japonyalı, Kanadalı işadamlarından daha çok şirket kurmuş, tam 3 trilyon dolarlık bir servetin sahibi haline gelmiş.
    Bu bir avuç çorak topraktaki bir Yahudi’nin milli geliri 30 bin dolara yakın.
    İsrail’e göre ucu bucağı gözükmeyen topraklarında, başta bor ve demir olmak üzere madenlerin her türlüsü bulunan bir vatana sahip, üç yanı denizlerle çevrili, ırmakları gürül gürül akan bir Türk’ün yıllık geliri ise, bir İsraillinin ancak üçte biri kadar.
    Ayıp değil mi? Ve bu ayıp Türk’ün mü, adam eksen biten vatan toprağının mı, yönetenlerin mi, söyleyin Allah aşkınıza? Onun için kimse Haydar Hoca’ya, “Kaynak nerede?” yahut “Parayı nereden bulacaksın?” demesin; Hoca’nın tansiyonu yükseliyor.

  6. mütareke basınının ve okyanus ötesinden alınan akılla yola çıkan ve meydanlarda vatandaşa çözüm adına söyleyecek hiçbir
    sözleri olmadıkları için takındıkları makyajlı tavırlarla sureti halktan görünmek için kravatsız sözüm ona yoksullarla beraber
    yürüyeceklerini onların sofralarına oturacaklarını halka yakınlık olarak oy avcılığına çıkanlar Yoksulluğun suç sayılacağını
    sofrasında oturulacak bir yoksul dahi kalmayacağını çözümleriye projeleriyle beraber anlatıp dünyanın en önde gelen ilim
    adamlarına elini öptüren Sayın Haydar Baş beyi neden görmek istemiyorlar.Bu eğer görülemiyorsa olağanüstü bir körlüktür.Bu
    körlükle yola çıkanlar zaten bu millete bir şey veremeyeceği gibi yokluğa ve ölüme götürür.Prof.dr.Haydar BAŞ Vizyonu ile
    Projesi ile İlim ve İrfanı ile yüreği ile dahası yüzünden yansıyan nuru ile duruşu ile zaten hiç kimse ile mukayese edilemeyecek
    bir lider.Ama değilmi ki gelgör bizdeki siyasiler dışarıdan icazet almayı okyanus ötesinden emir almakla siyasete soyunuyorlar ve
    bu sese kulak asıp söz dinlemedikleri için böyle bir gönül insanını kendi kulvarından çıkarıp siyasete mecbur bıraktılar.Milleti
    peşkeş çekerek aç ve yoksul bırakıp sonrada milletten görünmek için sizlerle beraber sofranızda oturacağız diye medyanında
    yardımıyla vatandaşla dalga geçiliyor. iyi bilsinlerki bundan Allah razı olmaz. burada aslında iş bu aziz milletin uyanmasına
    kendine gelmesinde ve oynana oyunları çözmesine bağlı. Yoksa hergün şehit cenazeleri işsizlik kapkaç açlık yoksulluk hiç
    bitmez.Dahası bu milletin Haydar Baş gibi çözümü varken eğer bu millet bunu fark edip görmez ise daha büyük felaketler
    kapıda.Kısaca Türk milleti Haydar Baş bey ile tek yürek tek bilek olmak zorunda.Bizdeki siyasilerde dünyanın takdir ettiği Haydar
    Baş beyin projelerini aşırıp devşirmek yerine haklıya hakkını teslim edip bu millete tiyatro oynamaktan vazgeçip Haydar Baş beyin
    etrafında birlik ruhu ile kenetlenmeliler. işte o zaman halktan yana milletten yana olmuş olurlar.eğer bu gizlenirse akıbetimiz
    hiçde hayra alamet değil.Haydar Baş Bey makam ve mevki ile çıkmış biri değil kendisini hiç görmeme rağmen ben bile TV
    ekranından bunu rahatlıkla görüyorum.birçok siyasi hareket gördüm.ama Haydar Baş beydeki ölçü proje ufku hiçbir yerde
    görmedim.dahası millet ve vatan asker sevgisi bu sıradan birşey değil.Ben tüm hislerimle araştırarak bunu anladım ve
    gördüm.eğer daha başka iyi bir siyasi hareket olsa yazar ve överdim.Öyle bir zamandayızki işin hafife gelir yanı kalmadı Ben bu
    anket oylaması ile yazımla katkıda bulunup oyum BTP yani bağımsız Türkiye ve Haydar Baş diyor.Onun projelerinin
    saklanmaması gerektiğine ve hiç olmaz ise bizim vergimizle yayın yapan TRT kanallarının bu gerçeği gündem ederek sahip
    çıkmasını istiyorum çünkü bu benim vatandaş olarak en doğal hakkım.saygılar

  7. Bağımsız Türkiye Partisine olan ihtiyaç her zamankinden daha fazla, daha kavurucu ve daha kritik !
    Bağımsız Türkiye Partisi her zamankinden daha önemli!
    Bağımsız Türkiye Partisine olan ihtiyaç çöldeki insanın suya olan harareti kadar zaruri !
    Bu yakıcı ihtiyaç nedeni ile Dünyanın gözü onun üzerinde !
    Dünya onun projelerini hayata geçiriyor !
    Dünya O’nun Liderini hayranlıkla izliyor !
    Onlar bizim düşüncelerimizin hayalini bile kuramazlar !
    Bağımsız Türkiye Partisi kurulduğu günden bu yana hedef ve projelerini hep 1. sınıf standartlarda oluşturdu.
    Çünkü BTP’nin lideri, bu ülke insanına olan bağlılığını, O’nun tarih ve insanlığa yaptığı hizmet ve inançtan alıyor:
    milleti tarihin en şerefli, haysiyetli ve adil milletidir
    Prof. Baş’ın bu inanç ve bakış açısı, Bağımsız Türkiye Partisi’nin’nin vizyonunu, AB kapılarında taşeronluk, İMF kapılarında

    dilencilik değil, dünyaya liderlik etme şeklinde ortaya koyuyor.
    Türkiye bugün Liberal, İMF’ci, AB’ci politikalarla iflasa sürüklenmiş durumda.
    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre tam 20 Milyon insanımız yoksulluk değil, açlık sınırının altında yaşıyor.
    Dünyada gelir dağılımının en bozuk olduğu ülkelerden birisiyiz.
    Çiftçimiz “ananı da al git” politikası ile şehrin gecekondusuna göçe zorlanarak tüketiliyor. İşsizlik rekorunu maalesef her yıl

    geliştirerek (!) kimselere kaptırmıyoruz.
    Tek tük kalan yerli sanayici üretemiyor, tüketici tüketemiyor !
    Milletimiz bir iç savaş görüntüsü ile her gün şehitler veriyor ve şu ana kadar hiç duymadığımız, bizzat Başbakanın ifadesi ile 33

    etnik kimliğe bölünüyor.
    Milletimizin boynuna soykırımcı yaftası yapıştırılıyor.
    Komşuların her dediğinin yapıldığı siyaset “sıfır sorun” diye propaganda ediliyor.
    Adalet hiç olmadığı kadar tartışılıyor ve büyük bir baskı altında !
    Özel hayatlara, en mahrem yerlere kameralar, mikrofonlar yerleştiriliyor.
    Kısaca çocuk aç, gençlik umutsuz, anne çaresiz, baba dertli !
    Ama bu bozgunda bir tek ses karanlığı deliyor ve bizi ümide davet ediyor:
    “1 yılda ab’yi 2 yılda abd’yi geride bırakırız”
    Bağımsız Türkiye Partisi siyaset sınıfının tel tel döküldüğü bir ortamda işte bu vizyonu ile yıldız yıldız parlıyor.
    Ortaya koyduğu projeler beşikteki bebekten-mezardaki dedeye kadar herkesi kuşatıyor ve kucaklıyor.
    Çünkü Bağımsız Türkiye Partisinin lideri babadır ! Onun devleti de babadır !
    Ve elbette Baba tüm evlatlarını, hiç ayrım gözetmeden kucaklayacak ve hizmet edecektir !
    -BTP döneminde gelir adil dağıtılacak
    -Vatandaşlık maaşı ve artan gelir miktarı ile terör sona erecek.
    -Asgari ücret 3 bin tl olacak.
    -100 milyarın altında geliri olandan vergi alınmayacak
    -Projesini getiren herkese faissiz kredi verilecek.
    -Tarım ve hayvancılık en stratejik sektördür, her 2 sektör de sonuna kadar desteklenecek.
    -Ev hanımları işçi statüsüne kavuşturulup maaşa bağlanacak.
    -Engelli ve gazilerle ve şehit aileleri devletin garantisi altında olacak.
    -Üniversiteye giriş sınavsız olacak.
    -Evlilik kredisi…
    -Doğum ikramiyesi…
    Ve daha onlarca proje ve çözümler…
    Bağımsız Türkiye Partisi bunlar gibi daha yüzlerce projesini Türk siyasetinin hiç tanımadığı bir kavramla, vaadle değil,

    söylemlerini tek tek projelendirerek ortaya koyuyor.
    Milli Ekonomi Modeli tüm bu projelerin nasıl hayata geçirileceğinin formülünü, dünyaya hodri meydan diyerek deklare ediyor:
    Siz hodri meydan ! ne isterseniz sorun diyen lider gördünüz mü !
    7 Uluslararsı Kongre, 400 Seçkin Akademisyen; Nobel’e gösterilen adaylık ve kimi yarasalar görmese de dünyanın ayakta

    alkışladığı bir model !
    Milli Ekonomi Modeli…
    Milli Ekonomi Modeli, global ekonominin çöktüğü, ülkelerin tek tek düştüğü bir ortamda Türk Milletinin dünyaya sunduğu en

    önemli ihraç kalemi !
    O modelle dünyaya sulh gelecek, adaletli, huzur dolu, kimsenin gözünün diğerinin ekmeğinde olmadığı bir dünya kurulacak !
    Çünkü Milli Ekonomi Modeli, modelin başlangıcında ihtiyaçları değil ihtirasları sınırsız görür ve en sonunda da fakirliğe elveda

    der.
    Kapılarınızın arkasına fakirliğe elveda diyeceksiniz
    Evet O’nunla fakirliğe elveda diyeceğiz ve yine onunla fakirlik suç sayılacak !
    Dedem Oğuz Kağan gibi fakirliği suç sayacağız
    Bağımsız Türkiye Partisi bugün birbirlerini tekrarlayan, farklı hiçbir şey söyleyemeyen Fukuyama’yı mezardan kaldıracak şekilde

    kendilerine kalsa dünyanın sonunu getirecek, AB’ye-ABD’ye mahkum siyasetin yegane alternatifidir.
    Akp’nin alternatifi yok diyenlere cevap !..
    Herkes alkışlayıp boş hayaller kurarken bugün dağılma noktasına gelen AB’nin yaşadığı çöküşü 2005 yılında tüm dünyaya deklare

    eden yine O’ydu.
    Türkiye sokulduğu bu çıkmaz sokaktan ancak Bağımsız Türkiye Partisi ve Profesör Doktor Haydar Baş ile kurtulabilir.
    Millete değil ancak etraflarına fayda (!) sağlayanlar, muhalefette doğru söyleyip iktidarda şaşıranlar, proje kavramını “BTP’den

    aşırmak olarak anlayanlar, denenmişler, iktidarın kapısını kasetlerde, Washington’da arayanlar bu millete hizmet edemezler!
    Sadece ve sadece vaktimizi ve geleceğimizi çalarlar!
    Onlar bizi hazine üzerinde dilenci yapar, Prof. Dr Haydar Baş ise hazinenin sahibi yapar !
    Kaynak nerede diyenlere cevap 3 katrilyon dolarlık maden…)
    Onlar bizi yabancılara teslim ederler, Prof. Dr Haydar Baş geriye dön marş marş der !
    IMF’ye geriye dön marş marş diyeceğiz !..
    O’nun sözü proje ve akıl, Onun sözü sened, O’nun sözü Yemin ve İnanç !
    O milletine hizmet için var ! O babasının duasına kavuşmak için var !
    “Babam millete hizmet için dua ederdi” mealindeki sözü
    İşte O’nun için, Türkiye için ve tüm İnsanlık için, O’nun çağrısı ile…
    VARMISINIZ ?

  8. BTP Genel Başkanı Prof. Doktor Haydar Baş da milli servetimizin yabancılara teslim edildiğini belirterek; “Bir mantar tabancası

    bile patlamadan madenlerimiz elimizden çıkar hale geldi” dedi.
    Karadeniz Bölgesi’nin maden yatakları açısından zengin illerinden bir tanesi de Gümüşhane. Gümüşhane tarihe madenleriyle

    konu olmuş, madencilikte önemli bir yer tutmuş. Türkiye’de bugünlerde de maden yatakları en çok dikkat çeken ve yabancıların

    ilgisinin bulunduğu illerden bir tanesi. İlin sınırları içerisinde kalan maden havzası, mevcut madenlerinin yanında, potansiyel

    rezervleriyle de önem taşıyor. Altın rezervleri ise en çok dikkat çeken potansiyel. Öte yandan Artvin’de ise üç kuşaktır madencilik

    sektöründe çalışan halk çevre için son derece duyarlı. Artvinlilerin çevre tepkisi şirketlerin ruhsatlarını bile iptal ettirebiliyor.
    Madenler teslim alındı
    Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye’nin maden politikaları konusunda değerlendirmelerde

    bulundu. Haydar Baş, Karadeniz maden zenginliklerinin Türkiye’nin maden zenginlikleri içerisinde önemli bir yere sahip olduğunu

    ve bir bütün içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Dünyanın en zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan Türkiye’nin bu

    servetini yabancılara teslim ettiğini vurgulayan Baş, “Ülkenin bütün madenleri teslim alındı” dedi. Dünyanın en zengin yeraltı

    kaynaklarından birine sahip olan Türkiye’nin bu milli servetini yabancılara teslim ettiğini belirten Bağımsız Türkiye Partisi Genel

    Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, şöyle devam etti: “Kan döküldü, can verildi, bağımsızlık kazanıldı, ortada fol yok, yumurta yok, bir

    tane mantar tabancası bile patlamadı, ülkenin bütün madenleri teslim alındı. Nedir bu?”
    Hangi şirketlere ruhsat verildi?
    Prof. Dr. Baş, bir milleti zengin yapan unsurun onun kaynakları olduğuna işaret etti. BTP Genel Başkanı, hangi yabancı şirkete ne

    kadar ruhsat verildiğini de tek tek açıklayarak, şöyle konuştu: “Bir yıl içinde 16 bin ruhsat verdiler. Lozan Murahhas Azalarının

    vermediği o madenleri bugün Türkiye kime verdi? Rio Tinto: 30 tane maden arama ruhsatı bulunuyor. Cominco: 190 tane. Yani

    190 ayrı yerde maden arıyor. TUPRAG: 63 tane maden arama ruhsatı var. Deumar’ın ise 3 tane ruhsatı var. Normandi: 149 adet

    maden arama ruhsatına sahip. Bu verdiğim rakamlar 2004 yılına ait. Ondan sonraki gelişmeleri elime geçtikçe sizinle

    paylaşacağım. Bu kadar zengin madenlerimiz var. Ondan sonra geliyor, ’Hocam, kaynak nerede?’diye soruyor.”
    Türkiye’ye dilencilik yaptırıyorlar
    Kendi servetini yabancılara teslim eden Türkiye’nin yıllardır IMF kapılarında adeta dilencilik yaptığını anlatan Prof. Dr. Baş,

    “Türkiye’de olan madenler dünyada yok. Yeminle konuşuyorum bu kaynaklarla bir elimiz yağda, bir elimiz balda, kıyamet

    sabahına kadar rahat rahat yaşayacak bir milletiz. Nedir bu yaptığımız ki, elimizdeki serveti kuş gibi uçuruyoruz. Ondan sonra da

    IMF’nin, Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin kapısına gidip para dileniyoruz. Bize bu yakışır mı?” şeklinde konuştu.
    Madenleri devlet milletiyle işletecek
    Prof. Dr. Haydar Baş, bu değerlendirmelerin ardından Milli Ekonomi Modeli’ndeki maden politikasını anlatarak, şunları söyledi:

    “Madenler millete aittir. Çıkardıkları kanunlarda 60 santimetreye kadar maden arama yetkisi alınıyor. Ondan sonra devletin

    Hazinesine devretmek zorundasın. Hepsini kamu adına mal ediyorlar, ortaya çıkan kaynakları da akrabalarına, dostlarına,

    yandaşlarına ve yoldaşlarına peşkeş çekiyorlar. Ülke bu kadar parsellenmişken, Hoca sen ne yapacaksın? Haydar Hoca’nın

    yapacağını size söyleyeyim: Çağıracağım onları. Sen nerelisin? Kanadalı, ABD’li… Burada epey para kazandınız, bu size yeter. Ne

    kadar vermiştin? 3 TL… Al sana 9 TL, geriye dön marş marş! Ondan sonra da devletle millet bu madenleri ortak olarak

    işleteceklerdir.”

  9. kopyacı partilere projeleri olmayan partilere hayır, vatanın topraklarını madenlerini en stratejik kuruluşları babalar gibi satanları ananı da al git diyenlere ders verelim, 9 senedir mağdurlar bunlar, hala bu mağdurlara mı güveneceğiz, milete ne iş buldular nede aş. milli ekonomi modelindeki vatandaşlık maaşı projesiyle prof dr haydar baş’a terörü çözecek projelere evet diyelim önümüzdeki referandumda akp ye hayır, genel seçimlerde de bağımsız türkiye partisini tek başına iktidar yapalım. çünkü akp iktidarı iktidar değil mi hala mağdurları oynuyor artık bu son diyelim…

Yorum Yap

You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>